Anket:
Sitemizi Beğendiniz mi?
Ana Sayfa | KÜLTÜR | Bir, Ellah, Celleşanuhu..

Bir, Ellah, Celleşanuhu..

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
image

   Fi tarihinde, rahmetli Vasap Emine Halam, Almanya ‘ya ,  damadı, Dursunlerun  Mehmet Karakaş ile evli olan kızı Havva’nın yanına gider.Evde yer, içer ,yatar; kızı ve damadıyla, torunlarıyla ancak işten geldiklerinde der , güler.

   Günün çoğunu evde geçiren Emine hala, her gün aynı geçen yaşantısından bunalır ve günlerden bir gün evden dışarı çıkıp, yakın çevrede dolaşmağa karar verir. Evin anahtarını yanına alır.Çok kısa bir mesafe içinde gezinmeye karar vermiştir. Etrafı iyice kolaçan eder; kendince her geçtiği yere işaretler belirler. Derken, bir manavın önüne gelmiştir; manavın tezgahında çok değişik sebze ve meyveler adeta al beni ye dercesine canlı ve güzeldir. Emine Halam, manavın tezgahını uzun süre seyrettikten sonra , manav , iki ellini yana açarak kendi diliyle ve gülerek ne istediğini sorar. O arada Emine Halam, elinin parmağıyla , tezgahta yiri yiri durmakta olan armutları gösterir. Alman Manav:  elini, kolunu sallayarak ve gülerek :”Birne –birne”,  diye bağırır.    (birne, Almancada armut demektir)

Rahmetli Emine Hala da : “ Bir Ellah, Celle Şanuhu “,der. Olayı baştan –sona izlemekte olan bir Türk, gülerek olaya müdahale eder.

   Manava ,  Emine Halamın ,armut almak istediğini almanca olarak söyler. Emine halama da, manavın, istediği miktar kadar armudu  kendisine vereceğini söyler. Armut tartılır, Emine halam armutları alır, parasını verir, doğruca evinin yolunu tutar.

 

(Kaynak : Sulbiye Reyhan)

 Yazan:Ziya Akçal

Yorumlar (2 Yorum Eklendi):

eren yılmaztürk Tarih: 16 March, 2009 12:34:30
avatar
bu site çok güzel olmuş
Karbarag Tarih: 07 May, 2009 10:23:28
avatar

Öncelikle sayın Ziya Akçalı kültürümüz adına yaptıkları için kutlar saygı ve sevgilerimin sonsuzluğunu bildirmeyi
şahsım adına borç addederim.

Tanımaktan ve akrabası olmaktan gurur ve haz duyduğum sevgili Emine halamdan bahsedeyim sizlere. Kendi kendini köy şartlarında yetiştirebilmiş
ender insanlardan birisiydi. Hem kültürel anlamda hem insani amlamda çok farklı meziyetleri vardı.

Geçmişi özümseyip benimsemiş geleceği, değişimi farketmiş nadide bir insandı.

Ben Aşık Veyseli, Karacaoğla'nı, Dadaloğlu'nu, Yunus Emre'yi ondan dinleyerek tanıdım.

Ve daha niceleri, mesela Edison, Einstein, önemli devlet adamları .

Şimdi kafamı kurcalayan şey, köylük yerde bu insan bunları nerden ve kimden öğrenmişti, inanın abartmıyorum Karacaoğlan'dan,Yunus'tan,Pir Sultan'dan okuduğu dizeleri bugün çoğunuz bilmezsiniz.

Unutamadığım ender insan...

RUHUN ŞADOLSUN.

Yorumunuzu Ekleyin comment

  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı
Bu haber için oy ver
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.0.3