Yaşanmış Köy Hikayeleri
Vakti Zamanında köylere yeniliklerin gelmeye başlamasıyla birlikte kullanma klavuzu olmayan araç gereçlerin çözümünde oldukça ilginç fikirler ortaya konulmuştur.Bu derlemeleri muhabbet ortamlarından düzenlediğim için olayın geçtiği tarih,ve kişiler hakkında bilgi edinilememiştir,fakat oldukça ilgi çekici olacağını düşündüğümden sizlerle paylaşmayı uygun gördüm ek olarak ise aşağidaki olayların tamamı senoz yöresinde gerçekleşmiştir
Olay senoz yöresinde yaşayan yaşayan ana-oğul arasında gerçekleşir.
Köylerde elektriğin olmadığı dönemlerde cereyan eden bu olay annenin hastalanması üzerine oğlunun annesini Çayeli’ne doktora götürmesi tedavisinin yapılmasının ardından köye çıkan son arabayı da kaçırıp otelde kalmaya karar verirler, otururlar epey zaman , yatma vakti gelmiştir. Oğul yataktadır annesinden ışığı kapatmasını ister. Annede ilk defa bir lambayla karşı karşıyadır ve başlar üfürmeye fakat ne çare söndüremez ,bir sandalye bulur çıkar üzerine yakında üfürmeye başlar fakat lambayı söndürememiştir, olayı anlayan oğul yattığı yerden kıs kıs gülmektedir
Televizyon’un geldiği zamanlarda ilk defa televizyon da maç izleyen amca bu nu çok sever galata sarayın maçı vardır samiyende oynan bu maç kar yağışı altında oynanmaktadır, o sırada evin gençlerinden biri dışarıya çıkmak üzere hazırlanırken amca gence uşağum uzeruna mont al karyağeyi dışarıda, televizyonun etkisi altında kalan bu amca kendini epey kaptırır bu olaya oysa dışarıda gayet güzel bi hava vardır
Yine televizyonun geldiği dönemde yaşlı teyze bir kış akşamı pembe dizi izlemekte, dizi oyuncularının dekolte kıyafetleri karşısında evin kızına evladum sobiye iki odun daha at buler çeplak hepten uşuyecekler günahtur der ..
Askere hazırlanan oğluna tembih eder annesi ( daha önceden duyduğuna göre askerde çavuş olursan biraz daha kolay olurmuş şartlar) uşağum der gittun mi komutone deki seni çavuş etsunler) delikanlı gider asker ocağına görev dağılımları sırasında bizim senozlu atılır , komutanım cevriye onom( annem) dedi ki seni çavuş etsunler (akibeti hakkında bilgi yok )
Radyodan yayın olan dönemde evin genç kızları yaylaya gitmişitir, köyde kalan evin yaşli teyzeside evde kalan küçun kıza, radyoyu açmasını soyler, bu sirada çok sevilen bir türkü çalar yaşlı teyze hemen kızına bağırır,( evladum çabuk kapat geçmesun buligler yeyleden geldimi açar dinlerok …
İneğini satmak üzere köye kasap çağıran bir teyzemiz, kasabin gelmesiyle pazarlığa başlarlar kasap derki bu ineğin fiyati 75 miliyon eder der, o sırada teyze kasabi konuşturmaya firsat vermeden atılır ( olmazzzzzzz bu seğeri 60 miliyonden ne aşa ne yukariiiiiiiiiii…
yine Çarşıdan yollanan bir adet kavun araştırmalar neticesinde şu çareyi bulurlar kabak gibi keser pişirmeye karar veririler fakat zamanın teyzesi ( bu eyi çıkmadi su verdi diyerek huçaçure döker)









Yorumlar (2 Yorum Eklendi):
Karadenizde tiyatroya rabetin az olmasının sebebi her evin bir tiyatro oluşudur,ben inanıyorum ki buna benzer çok daha fazla hikaye vardır.
Köyüm, bazen seni hatırlarım.
Bazen dediysem pencere pervazına kafamı dayadığımda mesela, yahut şehirlerarası
otobüs yolculuğu yaparken.
Kafamı cama dayadığımda bir köy görürüm, bir ev seçerim, içinde bizlerden bikaç kişi
olduğunu hayal ederim.
Allahım ne zaman bitecek bu işkence derim.
Ne bileyim gece kafamı yastığa koyduğumda mesela gözlerim kapalı düşlerim
açıkken açık seçikken herşey hatırlarım seni.
Bazen bir harf yeter seni hatırlatmaya, kitabı elimden bırakır, cümlelerden uzaklaşır seni düşğnürüm lisansız bir
şekilde.
Seni seviyorum nasıl ifade edilirki duymayan birine?
Dedim ya bazen seni hatırlarım, insanlarla tanıştığım zaman yada birine
seni anlatırken gelirsin aklıma
Neden uzak olduğumu düşünürüm seninle, sensiz-liğin içindeyken.
Sonra uzaklığını ve hep uzak kalacağımı düşlerim ve düşler-de kalacağını düşündükçe kendime kızarım
Sana kızarım,düşüme küserim..
"Bazan içimde nasıl,
biliyormusun,
bir tuhaflık duyarım.
Hani bir şey hatırlamak:
Bir çiçek,
bir pencere,
bir sıcaklık.
Ne bileyim ben bir sürü şeyler işte.
Bizim nelerimiz yoktu ki kardeş!
Çocuklarımız, karımız, kitaplarımız..
Benim kitaplar şu yanda dururdu, şöyle.
Ne oldular dersin?
Benimkisi kafir,
bir turşu kurardı,
parmaklarını yersin"
A.KADİR
Yorumunuzu Ekleyin