MÜNİR YAZICI KILICINI ÇEKİYOR !
Senozlu'ların onuru, Senozlu'ların gururu değerli avukatımız Münir Yazıcı'yı son günlerde oldukça faal görüyoruz.
Bütün gücünü yeniden topladığını ve Senoz Vadisi üzerine oynanan çirkin oyunları üzerine son derece kararlı bir şekilde gitmek istediğini görüyoruz. 16/17 Ocak 2010 tarihinde İkizdere'de Su meclisi'nde birlikte idik. Bu iki gün içersinde kendisini adeta Senoz Vadisi'nin İkinci Büyük Taarruz'unun hazırlıkları içersinde gördüm dersem abartmış olmam. Zira elimizde çok sağlam bir belge vardı. Bu belge elimize geçtiğinde hayretler içinde kalıyorduk.
Münir Yazıcı, Su Meclisi günlerinde hiç boş durmadı, Yakup Okumuşoğlu ile birlikte sabahlara kadar çalışıyor ve ikinci saldırının hazırlıklarını yapıyordu. Öncelikle, Rize Valiliği İl Çevre ve Orman Müdürlüğüne bir dilekçe yazarak Senoz Vadisi'ndeki şirketlerin faaliyetlerinin devam ettiğini bu duruma pek anlam veremediğini dile getiriyor ve kendisinin bu konuda bilgilendirilmesini talep ediyordu. İl Çevre ve Orman Müdürlüğü'nün vermiş olduğu yanıt ise inanılır gibi değildi. Bu yanıtta kısaca devlet açıkça bölgede şirketlerin faaliyetlerin durdurulduğunu, herhangi bir çalışma yapılmadığını dile getiriyordu (bu belgeyi yakında yayımlıyacağız).
Oysa durum bunun tam tersi idi. Şirketler kısa bir süre çalışmalarına ara vermiş sonra çalışmalarına son sürat -mahkeme kararlarına rağmen- devam etmişlerdi. Bu defa Münir Yazıcı bu çelişki hakkında bilgi edinmek için Çayeli kaymakamlığına bir dilekçe ile başvuruyor ve fakat Çayeli kaymakamlığı bu dilekçeyi kabul etmiyordu. Bu olacak iş değildi. Sayın kaymakam emri altında çalışan memurlara da bu konuda herhangi bir dilekçe kabul etmemeleri için talimat verdiğini öğreniyoruz. Daha sonra dilekçeyi postahaneden iadeli tahütlü olarak göndermek durumunda kaldık. Tabii ki bununla yetinmedik Münir Yazıcı bu kepazeliği deşifre etmek için bir Basın bildirisi kaleme aldı ve bu bildiri basın mensuplarına ulaştırıldı. Ayrıca bu olayın haberi de 22 Ocak 2010 tarihinde CNN'de verildi.
BASIN AÇIKLAMASIDIR
Bilindiği üzere Rize ili Çayeli ilçesi çataldere ilçesi sınırları içerisinde bulunan Senoz vadisinden akmakta olan Büyükdere üzerinde kurulması planlanan Uzundre I Regülatörü ve HES projesi ile ilgili olarak Rize idare mahkemesi 24.03.2009 tarihinde işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline karar verilmiştir.
Bu iptal kararının verildiği tarih itibarı ile Rize valiliği Çayeli Kaymakamlığı ve Çevre Ve Orman Bakanlığına inşai faaliyetin durdurulması talebini içerir dilekçemiz ile mahkeme kararının infazını talep ettik.
İnşai faaliyetlerin durdurulması talepli dilekçemiz ilgili kurumlara tebliğ edildiği tarih itibarı ile faaliyet derhal durdurulması gerektiği halde, Rize İl Çevre ve Orman Müdürlüğünce, can ve mal güvenliğini riske düşürecek çalışmaların 30 gün içinde tamamlanarak inşaat faaliyetlerinin durdurulması hususu ilgili kaymakamlığa bildirilmiştir.
Mahkemece iptal edilen bir faaliyet hakkında çevre düzenlemesi ve heyelan önleyici çalışmalar adı altında verilen 30 günlük süre dolmuş, üzerinden bir yıla yakın zaman geçmiş, çalışmalar ise bütün bu zaman zarfında tüm çabalarımıza rağmen, konu basında da yer almasına rağmen devam ettirilmiştir. Firmaların, söz konusu verilen 30 günlük iznin dışında inşaatı bitirmeye yönelik çalışmalar yaptığını belirtilerek faaliyetlerin derhal durdurulması talepli yeni dilekçelerle de ilgili kurumlara başvurmamıza rağmen, kararı uygulamayan kamu görevlileri hakkında suç duyurusunda da bulunmamıza rağmen çalışmaları durdurmadık.
Verdiğimiz dilekçelerimiz üzerine Rize İl Çevre ve Orman Müdürlüğünce tarafımıza gönderilen yazıya göre, Rize Çevre ve Orman İl Müdürlüğü 28.04.2009 tarihinde yerinde incelemeler yapmış, firmaların inşaatı bitirmeye yönelik çalışmalar yaptığını tespit etmiş, faaliyetin durdurulması için Çayeli Kaymakamlığına bu durumu bildirildiğini beyan etmiştir. Çevre ve Orman İl Müdürlüğü'nün bu yazısına rağmen ilgili firmalar o tarihten bu yana halen de inşaİ faaliyetlerini devam ettirmekten geri durmamışlardır. Mahkemece projelerin ÇED raporlarının iptal edildiği tarihte inşaatların % 30-40 lık kısmı tamamlanmış iken bir türlü durdurulamayan çalışmalar nedeni ile mahkeme kararına rağmen inşaat, neredeyse bitme noktasına gelmiştir. Yapmış olduğumuz suç duyuruları ile ilgili soruşturma süreci ise halen sonuçlanamamıştır.
Son tahlilde Çevre ve Orman İl Müdürlüğünün resmi kayıtlarına göre inşai faaliyetler durmuş gözükmekte ancak fiilen inşai faaliyet halen devam etmektedir.
Bu durumu en son 18.01.2010 tarihli bir dilekçemiz ile Çayeli kaymakamlığına bir kez daha bildirmek istedik, ancak ilgili kaymakamlık dilekçemizi görevin kendisinde olmadığı beyanı ile almamıştır. Halbuki Çevre Orman İl Müdürlüğü inşaatın durdurulması için kaymakamlığa ve ilgili firmaya yazdığını söylemekte, kaymakamlık makamı ise ne inşaatı durdurmakta ne de verdiğimiz dilekçelerimizi almaktadır.
Bu ülkenin hukuku konu hes olunca uygulanmaz, uygulanamaz bir hukuk mudur? Hesler hukuk üstü mü görülmektedir? Mahkeme kararına rağmen herkesin gözü önünde devam eden hes çalışmalarını durduracak makam kim olacaktır? Senozlular mı inşaatı fiilen durdurmaları beklenmektedir.?
Senoz'da mahkeme kararına rağmen devam ettirilen inşaatlar, durdurulmayan çalışmalar nedeni ile Çevre ve Orman Bakanlığı görevlileri dahil, aşağıya doğru ilgili tüm kamu görevlileri açıkça suç işlemişlerdir. Mahkeme kararlarına “uyduruk raporlar ile kararlar alınmaktadır” söylemi ile çalışmaların devamını teşvik eden açıklamalar Çayeli Senoz'da hukuku işlemez hale getirmiştir.
Trabzon Tabiat ve Kültür Varlıkları Koruma Kurulu ise, Senoz Vadisinin doğal SİT alanı ilan edilmesi yönünde yapmış olduğumuz başvuru tarihinde vadimizde herhangi bir çevre tahribatı henüz başlamamış iken aradan bir buçuk yıl gibi uzun bir süre sonra “vadide yer alan taş ocakları ile yapımı devam eden hes projelerinin vadiyi olumsuz etkilediğinden söz konusu alan doğal sit gerektiren özellikleri de yitirdiğinden senoz vadisinin doğal sit isteğinin reddine karar verilmiştir” demiştir.
Şimdi soruyoruz,
Hukuk devleti olmamız ile övündüğümüz ülkemizde idarenin tesis ettiği işlemlerin yargı denetiminde olduğu bir gerçek ise Rize idare mahkemesinin vermiş olduğu iptal kararı hükmü hukuk devletinin hangi kuralı içerisinde yer almaktadır? Bu kararın uygulanmaması hukuk devletinin hangi kuralı ile bağdaşmaktadır?
Yine soruyoruz,
Mahkeme kararına rağmen kamu görevlilerinin, görevlerini yapmaktan imtina etmelerinde kimlere ve neye güvenmektedirler?
Yine soruyoruz,
Mahkeme kararlarının infazını ifa etmekle görevli kolluk kuvveti amirleri olan Vali ve kaymakamların görevlerini yapmaktan imtina etmeleri hukuk devletinin hangi kuralı ile bağdaşmaktadır?
Yine soruyoruz,
Tabiat ve Kültür Varlıkları Koruma Kurulu neden 1,5 sene beklemiştir?
Senoz Vadisi’nde çalışmalar derhal durdurulmalıdır. Hukukun arkasından dolanma yöntemlerine de derhal son verilmelidir.
Bu vesile ile Senozulu’ların hukuku sonuna kadar işleteceğini, sorumlular hakkında yargısal her türlü yola başvurulacağını, yere düşen her bir yaprağın, yerinden oynatılan her bir taş parçasının hesabının ise mahkemelerde sorulacağının bilinmesini, kamuoyuna saygıyla duyururuz.
SENOZ YÖRESİ DERNEĞİ
AV.MÜNİR YAZICI









Yorumlar (5 Yorum Eklendi):
oysa yukarıda sn.münir yazıcı'nın süreci anlatan yazısını okuduğumuzda,hiçbir düşün bu denli korkutucu olamayacağını düşünüyorum. bu toprakların ekmeğini yiyen, aynı havayı soluduğumuz, aynı berrak suları içtiğimiz, aynı ağacın gölgesini paylaştığımız ve çamaşırlarımızı aynı güneşin altında kuruttuğumuz anlı şanlı, koltuk sahibi bir sürü insanın yapmaya çalıştıklarına anlam vermek,doğrusu bütün bilgi birikimime isyan etmeme neden oluyor.
belki burada paylaşmak biraz ayıp kaçar ama,yine de bir fıkrayı paylaşmaktan geri durmayacağım.
musevi bir vatandaşımızın gözü takmaymış.gece yatarken takma gözünü çıkarıp suya koyar ve öyle yatarmış.yine bir gece takma gözünü çıkarıp başucundaki su bardağına koyup uyumuş.ama gecenin bir saatinde susayınca,bardağı dikivermiş başına ve suyla birlikte gözü de yutuvermiş.birden ne yapacağını şaşırmış.aklına doktoru mişon'u aramak gelmiş.mişon hemen gelmesini istemiş.bir süre muayene ettikten sonra mişon,bir de arkadan bakalım,nerededir,nereye dek gelmiş ,görelim demiş.arkadan muayeneye başlamış,kamera yardımıyla görmeye çalışıyormuş.mişon bir anda irkilmiş ve bağırmaya başlamış:aman allahim! aman allahim! kirk senedir ..te bakarım ..tün bana baktığını ilk kez görüyorum!
dostlar, ne zamandır bu ülkede dönen dolapları görsem ve bu dolaplarla ilgili açıklama yapan etkili ve de yetkili koca göbekli nev-i şahsına münhasırları dinlesem, nedense aklıma hep bu fıkra geliyor.
inanın 40 yıldır hep aynı yere bakıyorum ben de,aynı manzaraya.ama artık manzara canlandı,bize bakıp 'nanik' yapıyor.
Münir Abi bu yola başlarken 40 - 50 kişilik toplantılar yapmıştık Hayati abinin orada .
Fakat o zaman önümüzdeki engelleri görememiştik çok fazla bu nedenle her engelde aramızdan birileri ayrıldı ve kala kala bu davaya inanan bir avuç insan kaldık.
Ne kadar Hukuk ve dava adamı olduğunuzu herkese ispat ettiniz bunun için size canı gönülden teşekkürlerimi sunuyorum.
Senozun failleri artik bellidir. Her firsatta hukuk devleti oldugumuzu soyleyen iktidarin failler arasinda oldugu hatta azmettirici oldugu ayan beyan belli olmustur. Hukuk devleti oldugumuz yalanini gozumuzun icine baka baka her firsatta tekrarlayanlar bir gun hice saydiklari hukuka muhtac kalacaklarini asla unutmamalidirlar.
Ben herzamanki soylemimin arkasindayim arkasinda kalmayada devam edecegim cunku sartlar baska secenek birakmiyor bize. herkese anladigi dilden konusmak gerek hukuku uygalayacak olanlar hukuku tanimiyorlarsa bizde kendimize orman koyluleri olarak yeni bi hukuk ve anayasa olusturmaliyiz ve bu insan musvettelerine anladiklari dilden cevap vermeliyiz.
Başka senoz yok !!!
Adalet değil İTTİFAK GEÇERLİ.
Haklı olduğun halde kendini ifade edememek, herşeye rağmen devam.
Yorumunuzu Ekleyin