Anket:
Sitemizi Beğendiniz mi?
Ana Sayfa | HABERLER | SON UMUDUMUZ: 'KARADENİZ İSYANDADIR PLATFORMU !'

SON UMUDUMUZ: 'KARADENİZ İSYANDADIR PLATFORMU !'

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
image

Yunus Kork çok tartışılacağı açık olan bir makale kaleme aldı. Katılır ya da katılmazsınız düşüncelerini cesurca ortaya koymaktan çekinmdeiği için kendisine saygı duyacağınızı düşünüyoruz.


   

 

 

 

 


 

    

   

SON UMUDUMUZ KARADENİZ İSYANDADIR PLATFORMU!

 

HES davasında gelinen bu aşamadan sonra bütün umutları ‘Karadeniz İsyandadır Platformu’nda görüyorum.

 

Konu ile ilgili gelişmeleri takip ederken Sayın İsmail Akyıldız’ın facebook internet ortamında paylaştığı www.bianet.org sayfasında yayımlanan su hakkı için mücadele eden 13 derneğin 12 Ocak Salı günü İstanbul'da yaptıkları toplantıdaki basın açıklamasını okudum.

 

Basın açıklamasında; özellikle Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nden Sayın Ercan Ayboğa’nın yaptığı konuşmanın aşağıdaki özeti HES konusuna gerekli duyarlılığı göstermeyen bölgemiz Senoz insanını aydınlatma ve bilinçlendirme açısından önemli olduğunu ve bu çerçevede bilgilendirme seminerleri, Senozluların ziyaret ettiği internet sayfalarında makaleler hatta mektup yoluyla halkı bilinçlendirerek uyarmanın çok faydalı olacağı inancındayım.

 

Sayın Ercan Ayboğa’nın Senoz için de geçerli olacak önemli tespitlerde bulunduğu basın açıklamasının kısa özeti:

 

“Ayboğa; baraj ve HES projelerinin uygulandığı bölgelerdeki yerel halkın yerinden edildiğini, bölge ekonomilerinin de gerilediğini ifade etti.

 

"Barajlar bugüne kadar ülkemizde en az 350 bin insanı yerinden ederek yoksullaştırdı. Bir o kadar insan da planlanan projelerden dolayı bu tehditle yaşıyor. Bu projelerin getirdiği yarar, elde edilen elektrik enerjisinin büyük merkezlere gitmiş olması. Yerel halk ise yoksullaştı ve birinci dereceden tarım alanlarını kaybetti, Zeugma ve Samsat gibi kültürel miras alanları sular altında kaldı, zengin ekosistemi yok edildi ve yöre halkı yeni hastalıklarla karşı karşıya kaldı." ”

 

Hiçbir bilimsel çalışma yapılmadan ve yörede yaşayan insanların düşünce ve görüşleri dikkate alınmadan Senoz Vadisi’ndeki tüm suların kaynağından denize ulaştığı noktaya kadar kanal ya da tünellere alınmak suretiyle, birbiri adına sıralanan 14 adet HES projesi planlanmış olduğunu bir kere daha hatırlamakta yarar var.

 

Senoz’da zaten kısıtlı olan gerek tarım gerekse hayvancılık için kullanılan yöre insanının geçimini temin ettiği arazi alanlarının çemberi HES’lerin bölgeye girmesiyle daralmaya başladığını ve bu çember giderek Senoz’da yaşamı bitirecek noktaya doğru gittiğini gösteriyor. Yukarıda da dile getirildiği gibi elektrik enerjisinden elde edilecek olan kazançlar bir daha asla geri dönüşü olmayan büyük sermaye sahiplerinin cebine akacağı gibi, Senozluları daha da fakirleştirecek.

 

Burada Senozlunun yüz yıllardır yaşadığı topraklarından sökülüp atılacağını görmemek, görememek aymazlıktır, rehavettir.

 

Senozlu bu aymazlıktan, bu rehavetten kendini kurtaramazsa Senoz’u kaybedeceği kesindir.

 

Geçenlerde (10/01/2010) TEMA Vakfı Rize Temsilciliği’nin Çataldere’de düzenlediği fidan dikme eyleminde konuşan Hilmiye Akçal teyze arazisine gidemediğini ifade ediyordu. Eskiden hayvanlarımız için otlak meralarımız vardı. Ama artık onlar yok şimdi. Geçen gün arazime geldiğimde HES firmasının temsilcisi: ‘Buralara gelme kepçeyle ezer üzerine toprak dökeriz’ diye beni tehdit etti. diyordu.

 

Bütün bunlar; asıl gayenin yavaş yavaş öz topraklarımızdan sökülüp atılmamıza yönelik olduğunun göstergesi, delili değil mi?

 

Senoz’un Çataldere ve Uzundere köylerinde Rize İdare Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararına rağmen yapımı devam eden HES projeleriyle sınırlı kalacağını düşünmek büyük yanılgıdır.

 

Bunun bir başlangıç olduğunu ve yavaş yavaş, sindire sindire bütün Senoz’u içine alacağını niçin hala anlayamıyoruz?

 

Geç kalmadan bu idraksizlikten kurtulup kendimize gelmezsek bize atalarımızdan yadigâr kalan yüzyıllardır üzerinde yaşadığımız Senoz’un altımızdan kayıp gideceği kesindir.

 

Bu tehlikeyi görüp yılmadan, usanmadan bizleri aydınlatmaya, uyarmaya, uyandırmaya çalışan Senoz’un bağrından çıkan bizlere öncülük edecek bilgi birikimine ve yeteneğine sahip az sayıda kalbi Senoz için atan Senoz sevdalısı ve fedakar insanın var olması bir şans, bir ümittir.

 

Hiçbir menfaat gütmeden bu davaya öncülük eden bu fedakar insanlara destek vermeyen, çekimser kalan Senozluları anlamakta güçlük çekiyorum.

 

Senoz’u kurtarmak için mücadele veren bu insanlara Senozluların sahip çıkmamasına bir anlam veremiyorum.

 

HES davasını siyasi kavgaya dönüştürmeyelim; bu dava bir siyasi kavga değildir uyarısı burada zaman zaman dile getirildi. Bunun doğru bir yaklaşım olduğunu birçoğumuz da makul karşıladık ve elden geldiği özen gösterdik.

 

Ama; tartışmalar ister istemez zaman zaman dönüp dolaşıp siyasi tartışmayı getirmese de; HES davasında koydukları tavırlarıyla siyasileri tartışmayı getiriyor.

 

Bu da büyük ölçüde yine Senoz’un bağrından çıkan ülke ve dünya çapında tanınmış zaman zaman hepimizin kendileriyle övündüğümüz Sayın Mesut Yılmaz ve Sayın Hayati Yazıcı’dır.

 

İçimizden biri HES davasında duyarsız tavırlarını eleştiren görüşlerini dile getiren bir yazı, bir yorum yazsa bazılarımız biraz da duygusal davranarak hemen karşı çıkıp bunu vefasızlık hatta saygısızlık olarak değerlendiriyor.

 

Eleştirileri vefasızlık ya da saygısızlık olarak değerlendirmek yanlış bir tutumdur.

 

Eğer bu iki saygın Senozlu siyasetçi HES konusunda Senozlunun zarar göreceği bir karara onay vermişlerse bunları eleştirmek de en doğal hakkımızdır. Ki; bana göre her ikisi de HES davasında Senoz’a ve Senozluya zarar verecek kararlara onay vermiş, imza koymuşlardır. Bunlar da çok açık ve nettir.

 

Bunların bazılarını hatırlayacak olursak:

 

Sayın Mesut Yılamaz HES projelerini uygulamak üzere Senoz’da faaliyet gösteren HES firmalarına dolaylı olarak kucak açılmasını sağladığı, bu firmaların hiçbir engelle karşılaşmadan Senoz’a yerleşmelerine olanak sağladığı inkar edilemez bir gerçektir.

 

Eğer; Sayın Mesut Yılamaz tavrını HES’lere karşı koysaydı ilgili firmaların Senoz’un Çataldere Köyü’ne sessiz sedasız yerleşmeleri hiç de öyle kolay olmazdı.

 

Bunun aksini kimse iddia edemez.

 

Sayın Hayati Yazıcı ise; kendilerinin izlediği siyasete de zaten uygun düşen bu projeleri görmezden gelmiştir.

 

Bu görmezden gelmezlik yetmeyince de Rize İdare Mahkemelerinin iptal kararı verdiği HES projelerine türlü hilelerle dolaylı kolaylık sağlanmasına ses çıkarmamıştır, onay vermiştir.

 

Yapılan eylem ve protestolardan sonra adet yerini bulsun anlayışıyla HES projelerinin uygulandığı bölgeye bir akşamüstü ziyaretinde bulunmuş ve akabinde “en faydalı hangisi ise onu yapmaya çalışacağız” diyerek işi geçiştirmiştir.

 

Sayın Hayati Yazıcı’nın İkizdere’deki HES projelerini incelemesi sırasında İkizdere Derneği Başkanı Sayın Kadem Ekşi’yi sert bir üslupla takaza etmesini kendisine hiç yakıştıramamıştım doğrusu.

 

Yine aynı HES projelerini inceleme sırasında Sayın Hayati Yazıcı’yla beraber olan Sayın Veysel Eroğlu’nun vatandaşın gözünün içine baka baka “HES’ler suyu yutmayacak, suyu yine geri bırakacak” ifadesindea; açıkça hile ve yalan vardı.

 

Bütün bunları bu aşamada tartışmanın bir anlamı var mı derseniz?

 

Gerçeklerin bilinmesinde fayda var.

 

Ülke ve dünya çapında üne sahip bu iki Senozlu siyasetçi daha sonra doğrudan itiraf etmeseler de sergiledikleri tavırlarla yaptıklarının yanlış olduğunu kabul ettiler.

 

Belki onlar da oyuna getirilmişlerdi.

 

Kim bilir?

 

Ama ipin ucu kaçtı bir kere

 

Gelinen bu aşamadan sonra kendilerinin de ellerinden fazla bir şey gelmiyor.

 

Konuyla ilgili düşüncelerimi açmamdaki asıl gaye Senoz ahalisini aydınlatmaya yardımcı olma çabası olduğunun yanında; biçare olduğumuz HES davasında bu iki saygın siyasetçiden yardım beklentilerinin ifadesidir. Vefasızlık ya da saygısızlık olarak değerlendirilmemelidir.

 

Artık bundan sonra bütün umut az sayıdaki kendini Senoz için adamış, kalpleri Senoz için atan yürekli Senoz sevdalılarındadır...

 

Hatta belki de onlar bile Senoz’un kurtuluşunu bu az sayıdaki yürekli Senoz sevdalılarında görüyorlardır.

 

        Yazan: Yunus Kork 

Yorumlar (9 Yorum Eklendi):

Salih KARAKAŞ Tarih: 16 January, 2010 02:33:25
avatar

Sevgili Yunus abi yazınızı sürükleyici bi macera romanı okur gibi soluk almadan okudum. Sizin hesler e kaşı olan tutumunuzu iyi biliyordum, fakat bu hes mucadelesini ve yanlış anlaşılmalara sebep olan siyasal meseleyi bu kadar yalın akıcı ve herkesin anlayabileceği bir dilde anlatmış olmanız benim size olan hayranlığımı bir kat daha arttırdı.

Senozlu olmaktan her zaman gurur duymuştum şimdi bu gururuma bir yenisi de sayenizde eklenmiş oldu çünkü sizinle hemşeriyim ben de sizin gibi Senozlu'yum bu beni gerçekten gururlandırdı. Ağzınıza kaleminize sağlık.

Senoz'da sizin gibi düşünen çok fert var eminim ki sizlerle beraber bu meseleyi kökünden çözeceğiz ve hepimizde aynı şeyleri düşünüp Senoz için minicikte olsa bi katkı sağlayabilmiş olursak bu bizleri daha da gururlandıracaktır.

Nam-ı Değer YABONADOMİ
ongici Tarih: 16 January, 2010 04:53:22
avatar

yunus bey'in yukarıdaki yazısını okuduktan sonra, içinde bulunduğumuz durumun ne denli trajik boyutlarda olduğunu daha iyi anlıyorum .

senoz vadisi gibi, ülkenin diğer bölgelerinde de yaşanan benzer olaylar ülkenin nasıl bir kumpas içinde yok oluşa doğru hızlı adımlarla ilerlediğini çok açık biçimde gözler önüne sermektedir. bunu görmemek ya da görmezden gelmek, insanların sürekli olarak kendi öz yaşamlarıyla,giderek ülkenin geleceğiyle ilgili sorunları sürekli olarak göz ardı etmesini nasıl açıklamak gerektiğini inanın bilmiyorum.

bunu kendime bile açıklayamıyorum. nasıl açıklayabilirim ki! bu bir düş kırıklığı!

bütün bu olumsuzlukları görmek, kendi insanlarımın kendilerini yaşamın gerçekliğinden bu denli uzakta tutması hangi gerekçelerle anlatılabilir, bilmiyorum.

ama belki de korkudur bunun nedeni. evet korku..giderek bir korku filmine, korku imparatorluğuna dönüştürüyoruz dünyamızı.sanal dünyalarımızda oluşturduğumuz sanal canavarlar yarattık ve şimdi onlarla savaşıyoruz. yarattığımız bu sanal dünyalardan dışarı çıkaramıyoruz başımızı.korkuyoruz çünkü gerçeklerle yüzleşmekten.

önce bu yaşanılası dünyayı berbat ettik. biraz daha çaba gösterirsek soluk alacak bir dünyamız olmayacak. işte bu yüzden kapattık kendimizi sanal dünyalarımıza. yerle bir ettiğimiz dünyayı ve yavaşça yaklaşmakta olan yıkımı görmemek için adım atmıyoruz nesnel gerçekliğe. belki yüz belki bin yıl, belki de daha kısa süre sonra içine çöken bir yıldız gibi sönecek bu güzel gezegen.

bakın senoz', munzur'a, hasankeyf'e...dinsel metinlerde tanımlanan cennet başka neresi olabilir? ve biz elimizin tersiyle itip, paranın saltanatına, korku imparatorluğuna teslim ediyoruz güzellik, yilik, doğruluk, doğallık, sevgi genlerimizin temelinin atıldığı tapınakları. barbarca bir ilkellikle ağaçlarınızı sürüyorsunuz canavarların keskin dişleri arasına. derin bir leş kokusu yayılıyor artık derelerin üstüne.

kardeşler, korkuyorsunuz.
korkuyoruz kardeşler.

kardeşler korkumuzu yenmemizin zamanıdır artık. bizi büyük umutlarla peşlerinden sürükleyenlerin kimler olduklarını anlayamadınız mı hala? her seçimde peşlerinden sürüklendikleriniz neredeler şimdi?

eviniz yıkılıyor, ocağınız sönüyor kardeşler.

dağlarınızı, taşlarınızı, ormanlarınızı, derelerinizi elinizden alıyorlar. çok yakında yoldan geçmek için bile izin istemek zorunda bırakılacaksınız. duymadınız mı, hilmiye teyze'ye 'buralardan geçme, kepçeyle ezer, üstüne toprak örteriz.' demişler.

şaka mı sanıyorsunuz bunu? yaparlar, inanın. bunların ağababaları, para, petrol ve su uğruna dünyada milyonlarca insanı yok ettiler. hemen yanıbaşımızda, daha yakın zamanda birbuçuk milyon insanın ölümüne neden oldular. bunları görmüyor musunuz?

yoksa sizin kutsanmış varlıklar olduğunuzu ve size birşey yapamayacaklarını mı sanıyorsunuz? yanılıyorsunuz kardeşler.

karar sizin kardeşler.
siz en iyisini bilirsiniz.

geleceğiniz için, çocuklarınız için, senoz için, hasankeyf için, munzur için...ülkeniz için...dünyanız için ne yapılması gerektiğini en iyi siz bilirsiniz.
ayağa kalkmanın,başını dik tutmanın, gözlerinizi güneşe dikmenin zamanını sizden iyi bilen olamaz.

zamanıdır kardeşler..
Hevenkli Tarih: 16 January, 2010 03:09:49
avatar

Sevgili Yunus , Salih , Ongici tasanız olmasın , hala Senozdayız ve onları oranın toprağına gömmenin derdinde değil ordan def etmenin uğraşı içindeyiz , hiç kimsenin kuşkusu olmasın .

Çok yakında herkes görecek , bekleyin görün ...

sevgiler

Hevenkli
Yunus Kork Tarih: 19 January, 2010 03:36:35
avatar

Sevgili Salih, Ongici ve Hevekli; değerli yorumlarınız için size teşekkür ediyorum.

Ogici’nin saptamaları doğru ve önemlidir.

Hakikaten yöre ahalisi olarak davaya mesafeli durduğumuzun bir nedeni ve belki de en önemli nedeni korkudur.

Bunu itiraf etmekte de zorlanıyoruz.

İçimizden korkuyu atabilirsek daha başarılı olabileceğimize inanıyorum.
Osman erten Tarih: 19 January, 2010 08:34:06
avatar
Sevgili Yunus politik mülahazaların davaya zarar vereceğini kastetmiş. Siyaset ise yaşamın tam kendisidir. Hayatımıza dair alınan kararlar bizi ilgilendirmelidir.Hakaret içermeyen her eleştiri saygıdeğerdir.

Cumartesi doğamız için seçilenleri uyaracağız. Ben Mesut bey ve Hayati beyin bizlerin yanında olmasını, sonra da bir panelde doğu karadeniz otoyolu,taş ocakları,hes ler ve bizlerin yanlışlarının neler olduğunu dinlemek isterdim.

Eline sağlık Yunus selamlar...
admin Tarih: 20 January, 2010 08:41:49
avatar

Yunus Kork'a bu içten ve anlamlı yazısı dolayısı ile teşekkür ediyorum.

Kendisinin varlığı bizlerin moralini daima yüksek tutmuştur. Vefakar ve kadirbilir bir dost olduğunu artık iyice öğrendik. Herşeyden önemlisi ise hiç kuşku yok ki kendisinin şaşmaz bir adalet duygusuna sahip olmasıdır. Muhakkik ile mukallidi ayırt etme yeteneği kendisinde Tanrı vergisi olmalıdır. Yücegönüllülük hakiki delikanlı tavrıdır ki buna herkesin gücü yetmez.

Aşağıdaki sözler kendisinin HES vakasına nufusunun gücünü göstermektedir;

"Hatta belki de onlar bile Senoz’un kurtuluşunu bu az sayıdaki yürekli Senoz sevdalılarında görüyorlardır."

Sevgi ve saygıyla

İsmail
Gül$en Tarih: 21 January, 2010 04:36:44
avatar

Sevgili Yunus,

Aydinlatici bir yorum,dü$ündürücü, ayrintili samimi en önemlisi detaylari herkesin anlayacagi bir dilden ve etraflica olmasi

okuyunca heee dedirtecek bir yazi.

Seninde yazdigin gibi (Artık bundan sonra bütün umut az sayıdaki kendini Senoz için adamış, kalpleri Senoz için atan yürekli Senoz sevdalılarındadır)...

Te$ekkürler

Sevgiyle Kalin
Yunus Kork Tarih: 21 January, 2010 06:42:07
avatar

Sayın Osman Erten hocamızın ve Sayın İsmail Akyıldız’ın yorumlarından da anlaşılacağı gibi; bizim için hayati öneme sahip konularda hassasiyet gösterip tavrımızı doğrulardan yana koymaktan korkmamalıyız.

Saygı değer Sayın Osman Erten hocamız ve Sayın İsmail Akyıldız HES davasında olağan üstü çaba sarfetmelerinin yanında; yazı ve yorumlarıyla hep ufkumuzu açtılar, bizleri aydınlattılar.

Kendilerine minnettarız, müteşekkiriz.
fa-da-mmm Tarih: 04 February, 2010 09:11:09
avatar

Okumak için heveslenip sayfayı açtığımda resmi görünce bir takım düşüncelerim değişti.

kimilerine basit gelebilir ama bana göre iş hiç ciddiye alınmıyor, alınıyor gibi gösteriliyor sadece.

Bu site cok kişiye seslenmiyor da olabilir ama tek bir kişi bile girse bu siteye o kişiye saygı için tutum cok önemlidir.

Öncelikle konuyla alakalı yorum yazmadığım için tüm site üyelerinden ve adminden özür dilerim.ama meselemiz cok büyük ve dikkatli davranmalıyız, hareketlerimize dikkat etmeliyiz.

saygılar dilerim..

Yorumunuzu Ekleyin comment

  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı
Bu haber için oy ver
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.0.3