Anket:
Sitemizi Beğendiniz mi?
Ana Sayfa | HABERLER | ANTARTİKA'DAN SENOZ VADİSİNE ... İMDAAAT !

ANTARTİKA'DAN SENOZ VADİSİNE ... İMDAAAT !

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
image

Senozlu değerli doktorumuz Osman ERTEN beyin sitemizdeki bu üçüncü yazısı bir çığlıkla başlıyor ...

  
   
  
    
     
  
  
  
  
        
     
           
İMDAAAAT ....
   

Çıkar gözetmeden doğal dengeyi korumak için mücadele veren çevrecilere minnet ve şukranlarımı sunarım. Antartıka'da 7 dev buzul kitlesi 2,5 derece artan sıcaklık nedeniyle 13.500 Kilometre kare küçüldü. Sular yükseliyor,kıyılar ve adalar sular altında kalıyor. Isınma buharlaşmayı artırdı, kuraklık thlikesi sınırda.Temiz su kaynaklarımız hızla kirlenmekte ve tükenmekte. Tarım alanları yok oluyor[KONUT, FABRİKA,EREZYON] ve gıda bulamayan yoksul insanlar ölüyor. Hayvanların yaşam alanları daralıyor ve ekolojik denge bozuluyor. KYOTO protokolu silaha servet ödeyip, evreni kemirenleri uyarıyor.
          
-TARIM ALANLARINI KORUYUN
         
-ENERJİ VERİMLİLİĞİNİ ARTIRIN
               
-GÜNEŞ VE RUZGAR ENERJİSİ KULLANIN
                
-METAN GAZINI ATMOSFERE VERMEYİN, ÇÖP VE GÜBREDE METAN GAZINI GERİ KAZANIN
       
-ORMANLARI KORUYUN Kİ GAZLARI YUTSUN.
                                                
Uygar ülkelerde de sana soyleyen, kendi uymayan çok çıkarcılar vardırGap projesine,temiz enerjiye kredi vermeyip karayolu ulaşımına, nukleer enerjiye ve termik santrale teşvik veren ülkeler vardır. Almanya Kolombiya dan alacağını tahsil için Mersindeki termik santralin kömürünü ithal etmek koşuluyla kredi verebiliyor. Ancak şu ihaneti de cehaletten kendimiz yaptık başkası değil İki milyon yıldır var olan TUZ gölü, dünyaya yetecek tuz rezervi,flamingoların besin kaynağı, 20 endemik bitki barındıran bu yeri -Yanlış sulama -on binlerce yer altı kuyusu -dereleri kirleterek -125 kilometre kanal ile konyanın ilçelerinin atıklarını göle bağlayarak tuzu bakteriye buladık ve böylece hayvan ve bitki katliaamına sebep olduk.
Kendimize soralım....
    
BU KADER Mİ ? YOKSA KAFA MI?

Gelelim Senoz'a


Kadastro çalışması adı altında bir uygulama ile orman köylüsünün elinden 100 yıllardır koruduğu mera ve ormanlar alınmıştır. Böylece vadilerin ve suyun satılmasında hukuken sorun kalmamıştır.Bu filmi daha öncede hayati öneme sahip kamu iktisadi kuruluşlarının satılmasında görmüştük.
-Teknolojileri yenilenmemiş,-gereğinin 5 katı işçi doldurulmuş, -Kötü yönetilmiş, -Zarar etmeye mahküm bırakılmış ve denmişki bunlar ekonomi için kanbur.Böylece yabancı eksperlerce değerlerinin çok altında yerli yamyamlarla YABANCI kan emicilere satılmıştır..
Kanal sistemli HES lerde de durum budur. Vadilerde orman kıyımı,erezyona neden olacak yumuşak zeminde yollar, kilometrelerce tünel ve dinamit tahribatı, dere yataklarında moloz dağları ve canlı yaşamın yok olmasına sebep olmuştur. Dünyanın belki de en uzun deniz manzaralı yolu içinse taş ocakları ıle vadimiz köstebek yuvasına dönmüştür.Şimdide hiç utanmadan bu doğa harıkasına sit alanı olamaz damgası vurulmuştur. Bilesiniz ki bu karar tüm karadeniz vadilerini ve Munzur vadisini ilgilendirmektedir. Sadece RİZE ve TÜNCELİ nin sorunu değildir. Sesimizi her birimiz siyasi yandaşlarımıza,üyesi olduğumuz sivil toplum ve meslek odalarına vede tüm çevremize duyurmalıyız.
  
ÜZGÜNÜM...
  
Karadeniz'de yaşanan bu sıkıntı kendi içinizden çikanlar yardımıyla olmuştur. Hayat bize doğruları çok acı çektirerek öğretir. Bunu önlemenin yolu bilgiden, doğayı sevip sahiplenmekten ve bizi yönetenleri seçerken kan bağına değil ideolojik duruşuna göre seçmemizden geçer.
     
YENİ YILDA HUZURLU OLMAK, YENİ DAVRANIŞLAR GEREKTİRİR.
     
Kalın sağlıcakla...
     
   
Yazan: Dr. Osman ERTEN
     
       

Yorumlar (11 Yorum Eklendi):

Yunus Kork Tarih: 02 January, 2010 05:40:10
avatar

Değerli Hocamızın eline, yüreğine sağlık. Bu ve benzeri yazıların; konuya bir türlü duyarlılık göstermeyen insanımızın bir şekilde uyanmasına yardımcı olacağına inanıyorum.

Fakat bu yazıları köylerimizdeki belli yaşın üzerindeki insanlarımızın internet kullanarak okuyabildiğine de pek ihtimal vermiyorum.

Bu ve benzeri yazıları mektup yoluyla yörermiz insanına ulaştırmak belki daha faydalı olur inancındayım.
HEVENKLİ Tarih: 02 January, 2010 08:00:54
avatar

Değerli hocam...

Yazılarınızla bizleri aydınlattığınız için size sonsuz teşekkürler ediyorum.

Yakışmaz biliyorum ama içimden ağız dolusu küfür hatta küfürler etmek istiyorum bize, bu düyaya bu haksızlığı reva görenlere . Biliyorum küfürde çevreyi , dünyayı kirleten bir etkendir ama elimden başka bir şey gelmiyor , boynumu büküp oturmakda istemiyorum çünkü duyarsız kalmanın alçaklıkla aynı anlama geldiğini biliyorum.

Şiş göbeklerini biraz daha şişirmek adına güzelim dünyamızı mahvediyorlar , açıkçası apaçık bir şekilde yağmalıyorlar.Bunu yaparkende kanun nizam tanımıyorlar, uluslararası sözleşmeleri hiçe sayıyorlar. Açık açık suç işliyorlar.

Mesela Türkiye ; Bern sözleşmesiyle Doğu Karadeniz ormanlarını bütün tabiat varlıklarıyla beraber korumayı taahhüt
etmesine rağmen bü yükümlülüğünü yerine getirmiyor. AB katılım çerçevesinin ana maddelerinden olan yaban hayatı ve doğal yaşam ortamlarının korunması sözleşmesini unutmuş durumda.

Şaşkınız vede çaresisiz.

Nasıl bir yol izlemeliyiz ?

Ne yapabiliriz ?

Kimin aklına ne geliyorsa yazsın lütfen
Dünyanın bu son hazinelerini de kaybetmek üzereyiz.

Cennetimizi kaybediyoruz
Zaman daralıyor biz daralmayalım
Kim ne verecekse versin, kim neyi feda edcekse etsin artık bir saniye bile kaybedecek zamanımız yok...

Haydi herkes göreve!

Saygılar sevgiler
admin Tarih: 02 January, 2010 09:11:38
avatar

Küresel bir köyde yaşadığımız saptaması yapılalı çok oldu. Bunun üzerinde çok duruldu.

Örneğin dünyanın en ücra köşesideki buzulların varlığı sayesinde atma türküler kurabiliyoruz ve Senoz'daki dere sesi ile uyuyabilir ancak kutup ayıları ...

Bütün göstergeler bu saptamanın ciddiyetini açığa vuruyor.

İsmail
ongici Tarih: 02 January, 2010 10:37:53
avatar

sayın dr. osman erten bilimadamı duyarlılığı ile, evrensel bir sorun olan çevre katliamları ve iklim değişikliklerinin insanların geleceklerini nasıl tehdit ettiğini çok açık bir biçimde gözümüze sokmaktadır bu yazı ile.

insanların büyük bir bölümü hala sanıyor ki, kendilerinden uzakta meydana gelen herhangi bir olay onları etkilemez.

bu yüzyılların bir yanılgısıdır. dünyanın hatta evrenin en uzak noktasında oluşan, algılarımızca saptanamayan en küçük bir hareketlilik bile yaşamımızı doğrudan ya da dolaylı olarak etkilemektedir.

kaos teorilerine göre, dünyanın bir ucundaki bir kelebeğin kanat çırpması, bizim yaşam alanlarımızdaki bir fırtınanın nedeni olabilir.

düşünsenize, yaşamında hangimiz buz dağı gördük? sanırım tv dışında hiçbirimiz.

o da 'aaa ne güzel, ne kadar büyük, vay be'' diye aval aval bakmak dışında hiçbir bilgimiz yoktur bununla ilgili. ama işte o buzdağları evimiz olan dünyanın dengeli bir biçimde yaşamını sürdürmesi için milyonlarca yıldır ait oldukları yerde duruyorlardı.

insan dediğimiz varlık, doğayla uyum içinde yaşadığı sürece bir sorun yoktu. karşılıklı bir saygıyla insan kendi ekmeğini ürettiği doğayı koruyor, doğa da ona aklın almayacağı çeşitlilikte nimet sunuyordu.

oysa insan son birkaç yüzyıldır aradaki sevgi ve saygıyı hiçe sayarak, doğaya barbarca saldırmaya ve onu hırsla yok etmeye başladı. ama şimdi görüyoruz ki, doğaya bu denli acımasızca saldırmanın mutlaka bir karşılığı olacaktır.

doğa kendisine yapılan haksızlıkları unutmayacak ve barbarca saldırılara mutlaka karşılık verecektir.

hiç kimse sanmasın ki buzullarımız, ormanlarımız, derelerimiz, otlaklarımız, tarlalarımız yok edildiğinde de nasıl olsa yaşamak için bir yol bulabiliriz.hayır.

biz de insanlar da, doğayı yok ettiğimiz ölçüde yok olacağız. yaşama alanımız kalmayacak.derelerimiz yok olduğunda bakın bakalım bahçenizde lahana, mısır yetişecek mi?

göreceksiniz doğa bizden öcünü hiç acımadan alacaktır.çünkü doğa boşluk tanımaz, bizim kar etme güdülerimiz onun umurunda değildir. sen yok ediyorsan o da yok eder.

ismail'in de dediği gibi, artık ne atma türkülerimiz bu denli içli olacak ne de kutup ayıları rahat bir uyku çekebilecek senoz'da akan derelerin ninnileriyle...
admin Tarih: 02 January, 2010 11:13:14
avatar

Evet, İstanbul'da yaşayan bazı Senozlu ayılar o derlerin ninnileriyle rahat uyuyabildiklerinin hala farketmiş değiller ne yazık ki

bu nasıl kış uykusudur ki ...
ongici Tarih: 02 January, 2010 11:21:09
avatar

senoz'un ayıları, salarha'nın ayıları, ikizdere'nin ayıları....vs.

ilkokuldayken yalnızca kış mevsimini öğrenebilmişler. onun için sürekli mağarada uyuyorlar.

ama sanırım fındıklı'da, fırtına'da yaşayan ayılar ilkokulda bayağı başarılıymışlar.

baksana,dört mevsimin güzelliğini kendi güzellikleriyle birleştirmesini biliyorlar.

ayrıca bir tüyo vereyim, bizim salarha da da askeroz deresi var. bayağı da iyi suyu olur.

yakında bu sinemada...
admin Tarih: 02 January, 2010 11:40:20
avatar

bu filmi daha önce seyrettim diyebilecek bir hafıza lütfen .. tanrım ..

işte Fırtına ve Senoz
ongici Tarih: 03 January, 2010 01:21:56
avatar
ölümcül uyku

en rahat uyku
kendi uykusudur insanın
hiç kimse uyuyamaz
başkasının uykusunu

işte bunun içindir
ki hiç kimse çıkamaz
kendi uykusunun
ve yaşamının dışına

en özgün yalandır
kendi yaşamının üstüne olan
ve uykudayken söylenir
en büyük yalanlar
en kolay

gözlerini aç
gözlerini aç
gözlerime bak


(ne hafızası ismail. her gün bir lokma ekmeğin peşinde köleleştirilmiş ve sürüleştirilmiş bir topluluktan ne beklenebilir?)
Mehmet Ali Kankotan Tarih: 05 January, 2010 03:05:12
avatar

Değerli Doktorum,

Sende daim olan duyarlılığınla büyük bir çığlık atmışsın!..

Son 25-30 yıldır Türkiye'nin aydınları, çıkarlarından başka bir şeyi görmeyen, duymayan çevrelere karşı adeta nafile bir karşı koyma girşiminde bulundular..Çoğu zaman ilkellikle, çağa uymamakla,"yeni gelişeni görmemekle" suçlandılar..

Sesimiz yalçın kayalıklardan yine bize gerisingeri döndü..

Çok açıktır ki sermaye sınıfı gazeteciliği ve televizyonculuğu, sesimizi boğmaya memur kılınmıştı:Çünkü onlar, İMF Borçları için rehin bırakılan yer altı ve yer üstü kaynaklarımızı satıp savuşturmayak için taşeronluk(aracılık) işlemleri yapıyorlardı.Çoğu zaman özelleştirme işlerinin tarafı olup yabancı uluslararası şirketlerle ortaklıklara gidiyorlardı. Bunun için iktidarlarla, hükümetlerle ballı-börekli sofralara birlikte oturuyorlardı ve hala da öyleler:iktidarlar medyayı; medya da iktidarları teslim alıyordu.İktidarlar satıp savururken yıllık cari açıklarını kapatıyor medya sahibi holdingler de yağmadan pay alıyordu..Böylesi bir ortamda senin, benim sesim nasıl duyulur!?.

Eğer Munzur'un Sesi Karadeniz Derelerine; Edremit Kaz Dağları(Bin Pınarlı İda)nın sesi Sinop'a; Sinop'un sesi Bergama'ya kavuşursa işte bu yağmanın çanına ot tıkadığımız gündür..

Değerli Doktorum, geçen yıl Munzur Çevre Derneği'nin eski bir yöneticisi olarak Karadeniz Dereler Platformu'nun bir mitingine katıldım..Tunceli Munzur nire Rize İkizdere nire?..

Karadeniz Derereler Üzerinde Hes'lerin yapılasına karşı çıkılan mitingde Remzi Kazmaz dostumun sesi çok az insana ulaşıyordu.
Lakin Munzurlunun derdi büyüktü..Bizim de doğamıza ve toplumumuza kutsallık katan bir Munzur çayımız ve Pülümür, Peri çaylarımız vardı:bu gözü dönmüş yağmacılar uluslararası konsorsiyumlarla işbirliği halinde hükümetlere tam on yedi(on yedi)HES kabul ettirmişlerdi. Ayrıca, Rio Tinto adıyla ünlü dünyanın en büyük maden arama şirketi-ki bu şirket uluslararası katil ünvanına sahiptir-nin siyanürlü altın çıkarması için her türlü hukuksuzluk yapılmıştı: pek yakında Munzur Milli Parkı ay yüzüne dönüşecek ve Munzur çayı çamur akacak-o Munzur ki 30 kilometre boyunca her yerinden suyu içilir-
İşte,"değerlim" "kıymetlim" hal böyle..

Eğer Karadenizin dağları delinir çayların suyu sıçan deliklerinden geçirilir, dereler varla yok noktasına getirilirse Karadenizin Yaylaları ne işe yarar: Yaylasız dere; deresiz yayla!..o zaman bunların hangisinde o horonlar tepilir kıymetlim?..

Elde edilmek istenen o kadarcık enerji dediğiniz gibi Kaçkar Dağları'nın rüzgarından, Karadenizin hırçın dalgalarından bile elde edilir, kıymetlim..

Peki kim için ne için bu Dünya'nın en kıymetli doğa parçaları yok edilmek istenmekte, buna karşı çıkaçak hiç bir vicdan ehli siyasetçi kalmadı mı Karadenizde?

Sesimizi sezimize eklemekten başka çare yok kıymetlim, kal sağlıcakla...

MEHMET ALİ KANKOTAN(MUNZUR ÇEVRE DERNEĞİ-ESKİ YÖNETİCİSİ)
Tarih: 05 January, 2010 04:32:19
avatar
sevgili hocam söylediklerinize yürekten katılıyorum ve destekliyorum.

tahrip edilmedik bi karadeniz kalmıştı şimdi bunu başarmaya çalışıyolar.

her sene rizeye gittiğimde o manzarayı gördükçe içim acıyor ki bu daha başlangıç devam ettiği taktirde nasıl bi manzarayla karşılaşıcaz tahmin bile edemiyorum.

aslında bu projenin durdurulması için sadece biz karadenizlilerin değil tüm vatandaşların desteği lazım.

bizlere düşen görev doğamızı korumak ve sahip çıkmak.

doğayı seven ülkesini insanını seven kendini seven herkesin bu biliçte olması lazım.

LÜTFEN DOĞAMIZA SAHİP ÇIKALIM KORUYALIM KOLLAYALIM
Osman Erten Tarih: 06 January, 2010 03:18:55
avatar

Değerli Dostlar. Yorumlarınız için teşekkür ederim.

Sayın Kankotan ın Munzur adına yaptığı siyasi eleştirisi de ders verici. Bu mücadele köyde herkese ulaşır mı emin değilim.

Çayelinde bu mücadelenin içinde olan arkadaşlarımız kahvelerde belli aralıklarla duvar ilani ile duyura bilir, etkili insanlar telefonla uyarılıp internete girmeleri sağlanabilir.

Devlete, sermayeye, bilgi eksikliğine ve çikarı dışında gözü görmeyenlere karşı bir mücadele kolay değil.

Ümitsizliğe kapılmadan.....

Yorumunuzu Ekleyin comment

  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı
Bu haber için oy ver
4.33
Powered by Vivvo CMS v4.0.3